SEYİR DEFTERİ -53

” Ülkemiz bahara uyanıyor. Düşen her yağmur tanesinin çıldırmış bir uygarlığın kıyısında gezinenlere rahmetten ve merhametten yana söyleyecekleri var. Çünkü söz kalemin ucundan çıkmaya görsün. Solgun vadilere doğru kendini çoğaltarak coşar ve önünde puslu ne varsa aydınlığa kavuşturur. O an görmeli karanlıktan beslenenlerin telaşını!”
On yıl önce Yolcu, yürüyüşe geçtiğinde seyir defterinden böyle seslendi okurlarına.  Kıraç bir zamandı. Kara bir leke gittikçe genişliyor, yaşam alanlarımızı boğmak için kendini çoğaltıyordu. Böylesi kırılma anları birçok gerçekliği de gözler önüne sermesi bakımında bir anlam taşır. İnsanları deterministçe dizayn etme çabaları ve toplum  mühendisliğinin oluşturduğu psikoloji ve sosyal travma keskin ayrışmaları da beraberinde getirir. Özellikle özgürlük ve adalet taleplerine karşı, devleti ele geçirmek için hareket eden tek boyutlu ve karanlık gücün estirdiği terörün turnusol kâğıdı işlevi gördüğü de söylenebilir. O karanlık yıllarda yani 1997-2000 tarihleri arasında onurlu kalmanın zulme ve zalimliğe karşı direnişten geçtiğini ve bu duruşun bir “söz” iklimi oluşturma çerçevesinde olması gerektiğini bilerek yola düştü Yolcu. Bu yüzden [...]

1 Yorum | Tamamını Oku »

Çete/le by Yolcu Dergisi 1 yorum »

Selamünaleyküm!
Asil bir gerekçenin iz sürücüleriyiz biz! Öz suyumuzu atamız put kıran İbrahim kardı. İflah olmaz inattır,  ateşi de yakan tevekkülle dolaşır damarlarımızda kan. Seni seviyoruz bahar! Ölümü öldüreni hatırlatıyorsun bize. Kimmiş yaşatan ve öldüren. Kimdir yarınımızın sahibi! Kaç ihanet çemberinden geçerek geldik bugüne. Kaç zemheri gördük. Kaç pusu atlattık? Kaç kere vurdular en masum yerimizden bizi. Ama bildik su yeniden yürüyor yeryüzünün damarlarına. Genişliyor yüreklerimiz. Bir şiir inceliğinde süzülüyoruz sevdiklerimizin umutlarına. Sevdiklerimizle birlikte olmak ne güzel. Omuz omuza baharlaşmak! Karların altından başını kaldıran masum kardelenler gibi birbirimize yoldaş olmak ne güzel. Öyle bir sözle karşılaştık ki “duyduk ve itaat ettik” erdeminden başka bir duruş yakışmazdı bize.
“Lailahe illallah!” dedik ve bütün ihtiraslara, alçalmışlıklara, soysuzlaşmalara, kansızlaşmalara isyan ettik! Aleykümselam!

O’na ithafen (Ferhat Kalender deyişi)

Kategorilenmemiş by Yolcu Dergisi 1 yorum »

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Etiketler:

DÖNDÜĞÜNDE BÜTÜN GÜZELİĞİYLE DÖNEN ADAM

Çete/le by Ferhat Kalender 4 yorum »

Döndüğünde vücuduyla ve bütün güzelliğiyle dönen bir adamdan öğrendik hayata dair ne varsa. Aşka ve adalete en çok muhtaç olduğumuz demde doğunun kalbinde konuşan bir adamdı bu. Bütün coğrafyaların ve var oluşların dikkat kesildiği bir coğrafyadan geliyordu. Işık denizi yutmuş sonsuz geceleriyle çöl, bu adamın derin sessizliğine bir ayet gibi iniyordu. Bu kıpırtısız sonsuzluk, çıplak bir yürek oluveriyor, savrulup gelen ve ansızın çöken karanlığın ortasında yakıcı bir ateşe dönüşüyordu.

Bu adam/ bir adam kendini döne döne yeniden deniyor. Tarihi, coğrafyayı, insanı ve âlemleri yeniden okuyordu. Çünkü sırların sırrına nüfus etmenin koşulsuz yoludur bu. Umut ile korku arasında gidip gelen bitkin ve yorgun bir bilinç, bütün seslerin ve sislerin arasından hiç şahid olmadığı bir sese yeniden çarpıyordu; ” Şüphesiz mecnun değilsin sen! ” Asabı bozulmuş, mizanı şaşmış, çöl fırtınalarının önünden kaçıp gelen ceylanlar gibi ürkek bir kente dönmek, kentle dönüşmek, kente dönüşmek ancak zamanlar ötesinden gelen bir çağrıyla mümkündü. “Ol” denildi ve oldu, O yürüdüğünde yeryüzü yürüdü. Zamanlar, aşklar, tutkular, isyanlar, varoluşlar ve anlamlar yürüdü.

Döndüğünde vücuduyla ve bütün güzelliğiyle dönen bir adamdan öğrendik hayata dair ne varsa. Bakışlarının içimize düşürdüğü serinlikle bakmayı tedris ettik zamanlar boyunca. Bu adam ve dostları o denli mütevaziydiler ki kim ve kimler dursa önlerinde akıp giden suyun üstünde köpükten başkası kalmıyordu geriye. Ve kim kulak kesilse çağrısına, gülden başkasına dönüşmüyordu. Şairin söylediği gibi ” Onca yol çiğnediler, çiçek çiğnemediler.” Kasılıp kalan, kasıldıkça kibirlenen, kibirlendikçe katılaşan, katılaştıkça çirkefleşen, çirkefleştikçe köpekleşen bir zamana bahar serinliğiyle giriverdiler. Biteviye alışkanlıkların, kirli geleneklerin, sürgit ihanetlerin ve zulümlerin dilleri tutuldu. Bir keresinde salına salına yürüyen savaşçısına şöyle dedi adam; ” Böyle yürüyüşü sevmez Allah, lakin bu yürüyüş başka…” Böyledir! Kime dokunsa “insanlaştıran” bir sözü emanet gibi taşımak, sabrın yol verdiği bu bereketi her dem taze bir bahar gibi solumak böyledir.

Döndüğünde vücuduyla ve bütün güzelliğiyle dönen bir adamdan öğrendik hayata dair ne varsa. Her yağmur tanesini bir meleğin getirerek yüreklerimize bıraktığını, nerede bir yetim ağlasa hesabının bizden sorulacağını, kendimizi bilmeden, kendimizi bulmadan, bildiklerimizin ve bulduklarımızın hiçbir anlam ifade etmediğini, O’ndan öğrendik.

 Sayfalar:   1  2  3  4  5 » ...  Sonuncu »