payday-allin.co.uk

YOLCU’NUN 73. YÜRÜYÜŞÜ : “LÂ HAVLE”

Bu sayımızda by Yolcu Dergisi yorum yok »

Yoldakiler:

*ömer idris akdin *mehmet aycı *müştehir karakaya *kadir bekar *aziz savaş*mustafa uçurum *merve yüksel *bilal can *tayyip atmaca *nihat ilhan *faik öcal

*gülnaz eliaçık *rıza kemal g. *nur dinçkan *şahin doğan *aydın hız *ali kormaz

*banu özbek *ferhat özbadem *ismail korkmaz *hikmet kızıl *seyfullah yaşar *yasin yarar

Ömer İdris AKDİN, Seyir Defteri’nde yazdı:

“Yakın zamanlarda ülkemizde gelişen olaylara yakından bakıldığında küresel çarpılmışlığın toplumumuzun her katmanını hızlı bir biçimde ele geçirdiğini gözlemliyoruz. Mutlak itaat kültürüyle organize olan dini yapılar hızlı bir biçimde dünyevileşerek, kendilerine sunulan seküler alanlara intibak etme yarışındalar. Dünya üzerindeki dini ve felsefi anlayışların uzun süreden beri dönüştürülerek ve içi boşaltılarak teslim alındığı ve mevcut düzen için kullanışlı hale getirildiği bir zaman diliminde, İslam’ın sürekli kendini duru ve diri tutan iklimi karartılmaya ve anlamsızlaştırılmaya çalışılıyor. Her türlü İslami teklif, simge ve öngörünün yoğun propagandanın etkisi altında kirletilmeye ve devre dışı kılınmaya azmedildiği bir süreçten geçiyoruz. Büyük topluluklara yön veren ve sivil olması gereken yapılar kendileri için aralanan iktidar kapısından sızabilmek için her türlü insani ve İslami ilkeyi göz ardı edebiliyor.”

Aziz Savaş, “Küresel Bir Proje Olarak Gülen Hareketi” ne değindi:

“Gülen Hareketi’nin” diğer bir farklılığı da, asıl bu yazının konusu olan ve bugün Cemaat-Siyaset çatışmasında kendisini bir çok eleştiri ve tartışmaya muhatap bırakan yapılanma biçimi, hareket tarzı, kullandıkları estrümanlar ve semboller, metodu ve hedefleridir.Evet, burada Fethullah Gülen’in, diğer geleneksel cemaat yapılarında görmediğimiz, dışarıdan bakıldığında klasik “cemaat” tanımlamasına uygun bir görünüm arz etse de, daha yakından incelendiğinde, bu tanımlamanın ötesinde, daha derin ilişkiler ağının ve siyasi hedeflerinin olduğu, yeni ve modern estrümanları kullanarak daha girift bir yapıyı var ettiği söylenebilir. Yayıncı ve yazar Metin Karabaşoğlu’nun, Bediüzzaman Said-i Nursî ile Fethullah Gülen’i karşılaştırırken yaptığı şu tanımlama, aslında “Gülen Hareketi” hakkında anlatılacak hikayenin özetidir:” Bediüzzaman, vizyon sahibiydi; Fethullah Gülen ise proje sahibi. Projesini gerçekleştirmek için her yolu mübah görür”.

“Mecmuanın Orta Yerinde” Bilal CAN, Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ’ı konuşturdu:

“Türkiye hem emperyal (çokkültürlü imparatorluk tahayyül ve tasavvuruna dayanan) bir maziye sahip olması ve hem de göçlerle gelen vatandaşlarımızın bu ülkelerdeki insanlarla akraba olmaları nedeniyle bile bu bölgelerdeki siyasi, sosyal ve ekonomik değişim ve dönüşümlere duyarsız kalamamaktadır.”

Eyyüp AKYÜZ “Karşı Sorular” da Muhataplarına Sordu:

“Yaşadığımız dünyanın kodlarını barındırdığına inandığınız kaç sinema filmi seyrettiniz? Bu filmlerin isimleri nelerdir? Ve sizi etkileyen en önemli sahne?”

YOLCU’NUN 72. YÜRÜYÜŞÜ: gelecek için özgürlük “LAiLAHEiLLALLAH”

Bu sayımızda by Yolcu Dergisi yorum yok »


Yoldakiler:
*ferhat kalender *mehmet aycı *mustafa yıldız * kadir bekar *mustafa öner *bilal can
*ismail aykanat *cemile bayraktar *lütfi bergen *selçuk küpçük *faik öcal *tayyip atmaca
*ibrahim arpacı *elifnur akdin *şahin doğan *selami ay *m. fatih kutan *rıza kemal g.
*mehmet kaya *ebubekir can *ismail korkmaz *banu özbek*ferhat özbadem *ali korkmaz
*a. vahap dağkılıç *ahmet şevki şakalar *alaattin keykubat *ümran yaka *bülent akyürek

Ferhat Kalender SEYİR DEFTERİ’nde yazdı:
“Modernitenin yalnızlaştırdığı insanı, ulus devlet kodlarını kullanarak önemsizleştirmek ya da geniş halk yığınlarını oy depoları olarak telakki etmek ve bunu yaparken de muhafazakar bir dil kullanmak yapılan yanlışların vahametini göstermektedir. Olaylara karışan insanları uluslararası bir komplonun bir parçası görme hali -velev ki doğru olsun ki her uluslararası odak böyle bir toplumsal olayı kullanmak ve yönlendirmek isteyebilir- bu ülke insanının, yaşam alanlarına yönelik her tür tasarrufta dikkate alınması, geneli ya da bireyi ilgilendiren sorunların diyalogla aşılması gibi birlikte yaşama öngörülerini karartan bir yaklaşımdır. Bütün bunları söylerken birilerinin hırsızın hiç mi suçu yok kabilinden serzenişlerini duyar gibiyiz. Üzgünüz ki yok. On iki yıllık iktidar sürecinde eğitim sistemini elinde tutan bir siyasi iradenin, eğittiği ve öğrettiği bir gençlik gerçekten kalbi muhatabını arıyor. ”

*Mecmuanın Orta Yeri’nde Bilal Can ve Elif Nur Akdin ALEV ERKİLET’i konuşturdu:
“Kapitalist dünya-sistem sadece Müslümanların değil küresel ölçekte tüm insanların, hayvanların ve bitkilerin kısacası beşeri ve ekolojik sistemin zararına olacak şekilde büyümektedir. Bu açıdan bakıldığında sorunu sadece Müslümanların ya da kadınların özgürleşmesi olarak görmek bana pek doğru gelmiyor. Bugünkü muhafazakâr yaklaşımlar, konuyu bir sistem meselesi olarak değil, sisteme kimin hükmedeceği meselesi olarak algıladıkları için, tartışmalar yaşam tarzı ile ilgili detaylardan öteye geçmiyor. Geçmişte kendilerine belirli bir yaşam tarzının dayatılmasından rahatsızlık duyanlar, bugün kendi doğrularını başkalarına yine bir “yaşam tarzı olarak” telkin etmenin kolaycılığından vazgeçmek ve gerçekten iyi tanımlanmış bir üçüncü yol olarak İslam’ın dünyaya neler verebileceği üzerine düşünmek durumundadırlar. ”

*Eyyüp Akyüz KARŞI SORULAR’da muhataplarına sordu:
“Zamanın ruhunu anlayabilmek için ivedilikle okunması gereken 5 kitap ve bu beş kitabın içinde sizin beğendiğiniz afili bir paragraf?”

71. YÜRÜYÜŞÜNDE YOLCU: “COĞRAFYAM: HER RENK İNSAN”

Bu sayımızda by Yolcu Dergisi yorum yok »


ONLINE OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
Yol Ehli:
*ferhat kalender *mustafa öner *ömer idris akdin *mehmet aycı
*faik öcal *m. şamil baş *ferhat dönmez *müştehir karakaya *rabia gelincik
*s. kemal yazgıç *selami ay *sulhi ceylan *mehmet çelik *rıza kemal k. *m. fatih kutan
*fatma fidan *aydın uzkan *ali korkmaz *banu özbek *ferhat özbadem *recep yazgan
*ismail korkmaz *hasan tülüceoğlu *meryem yiğit *tayyip atmaca *hamit seven
*ömer çoban *hamza çelenk

FERHAT KALENDER SEYİR DEFTERİ’NDE YAZDI:
“Umut kırıcıları boş verin. Tarihin her deminde bu tür yara kaşıyıcılar ola geldi. Doğudan batıya doğru iz süren bir ses ile birbirimizi anlayacağız. İki tarafı keskin bir kılıç gibidir bu ses, hangi yanına sarılırsan diğerinden kan damlar. Kimse kimseye düşmemeli, onurdur ki kişi düşenin elinden tutup kaldırmalı, alnından öpmeli, yüreğine dokunmalı ve doğudan batıya doğru akan o sesin künhüne varmalı. Her değer yaşamak için vardır, onurlu, başı dik ve rüzgar gibi esenlikle. Kim diyorsa bir değer inşa ettim gel de öl. Yalancının tekidir. Kim diyorsa ki kurtuluş reçeteniz irademle yazdığımdır, tabi ol da kurtul. Düzenbazın hasıdır. Toprağın soluğunu, bir dağ menekşesinin irkilişini ve çiseleyen gökyüzünün sükunetini akletmeden yaşayan kim varsa cücelerin düzenini çağırıyor demektir.”

MUSTAFA ÖNER, ESENLİK VE ADALETLE İLGİLİ YOLCU’NUN MANİFESTOSONU KALEME ALDI:
“On yılı aşkın bir süredir yayın yapmakta olan bir dergi olarak Yolcu, Müslümanlara karşı yapılan komplo ve kumpasın bir başka adı olan 28 Şubat saldırısına karşı sürdürdüğü özgürlük ve adaletten yana olan duruşunu, kalbimizin doğusunda kangren hale gelmiş diğer yaramızın onurlu ve adil bir biçimde sarılması için sürdürecek. Hiçbir değer insanımızın canından daha kutsal değildir. Türk, Kürd, Arap, Ermeni ya da Rum ve ya başka bir topluluk, insanlık ailesinin vazgeçilmez ve şerefli üyesidir. İnancımız açısından ise insanın diğerine üstünlüğü onun Allah’a olan yakınlığı mesabesindedir. Ve şüphesiz ki böyle bir üstünlüğün bilgisi Allah katındadır. Yüzyıllardır topraklarımıza musallat olan, coğrafyamızı parselleyerek, üzerindeki halkları birbirine düşman etmeye çalışan ve adına ulus devlet denilen modern oligarşik düzen, kurgulandığı Batı’da küresel hegemonya kazanında eritilirken, evrensel ilkeleri olan bu kadim coğrafya üzerinde daha fazla hayatiyetini sürdüremez.
Esenliğin (Barışın) ve adaletin dili, kalplerimizin ve yüzlerce yıllık varoluşumuzun dilidir. Kaos kahinlerine inat, Türkü ve Kürdü ile bu toprakların umudu ve ufku olması, yeryüzünde yeniden insanlığın, ahsen-i takvim yani yaratılmışların en güzeli veçhesiyle hayatiyet kazanması yolumuzdaki en önemli işaretlerden biridir. Elbette ver elini kardeşlik ver elini insanık, diyeceğiz!”

MECMUANIN ORTA YERİ: BİLAL CAN SELÇUK KÜPÇÜK’Ü KONUŞTURDU:
“Günümüz sivil toplum çağı, insani ve vicdani hareketler çağı. Ülkücüler bunu kavrayamıyor. Kaç aile bugün evladını bu tür ocaklara göndermek ister. Ülkücü hareketin partilerinde yer alan yöneticiler dahil, belli gelir düzeyini yakalamış, ülkenin orta bandında yer alan ve çocuğunun iyi bir eğitimle, saygın bir meslekle karşısına çıkmasını bekleyen kaç aile evladını bu ocaklara emanet eder. Hemen hemen hiç.”

EYYÜP AKYÜZ, ‘KARŞI SORULAR’ DA SORUŞTURDU:
“Yeni ve köklü bir medeniyet inşası için nereden başlansa yeridir?”
*Prof. Dr. Sadettin ÖKTEN, *Zeynep DELAV, *Lütfi BERGEN, *Abdurrahman ŞEN, *Gülcan TEZCAN, *Nevval SEVİNDİ, *Prof. Dr. Ümit MERİÇ

YOLCU DERGİSİ 70. YÜRÜYÜŞÜ; “ UMUTLA KORKU ARASINDA…”

Bu sayımızda by Yolcu Dergisi 1 yorum »

Yoldakiler:
*ferhat kalender *yaşar bedri özdemir *seyit köse *ömer idris akdin *müştehir karakaya
*rıza kemal g. *faik öcal *selami ay *ismail aykanat *rabia gelincik *tan doğan *r. ulaş çetinkaya
*sulhi ceylan *mehmet çelik *bilal can *dursun ali sazkaya *ali korkmaz *ahmet demir
*fatma fidan *semih polat *ferhat özbadem *ismail korkmaz *zeki bulduk *nuri peksöz
*ahmet şevki şakalar  * hikmet kızıl *hamza çelenk

FERHAT KALENDER SEYİR DEFTERİ’NDE YAZDI:
“Böyle giriyoruz hayata. Bütün köşelerine dokunarak geçiyoruz hayatın. On iki yıl yetmiş sayı her dem yeniden o ilk zamanlarımızı yaşıyormuşuz gibi devingen bir ruhla süzülüyoruz satırların arasına. Yıllar geçiyor, hafızamıza emanet edilmiş güzellik kendini yeniden üretiyor. Yürüyüşümüzü gözleyenler bu halimize hayretler ediyor. Zaman zamanı kovalar, hiç mi tökezlemez, hiç mi ödün vermez, hiç mi  mevcut şartlara haiz tavır düşürmez… Hiç mi? Elhamdülillah hiç! Hamdolsun çünkü, yıllar önce dergimizin küçük odasında yanan o tıknaz soba var ya, onun duasıyla yola koyulduk da ondan. Penceremize sığınan, içeri alıp beslediğimiz avuçlarımızda ısınan minik serçeyi bildiniz mi? Onun iç çekişi var ya onda mündemiç  sırrımız. Çünkü hiç, her şeyi yutan derin bir bilinmezdir. Ele geçirilemez, tanımlanamaz, organize edilemez, zapt-u rapt altına alınamazdır. Her şey ‘hiç’in karşısında çaresizdir.”
MECMUANIN ORTA YERİ: AHMET USTA AHMET ÖZCAN’I KONUŞTURDU:
“La ilahe illallah; zalim bir devlete, adaletsiz bir ekonomik düzene, hakikati istismar eden her tür dini veya laik bilgi otoritelerine, sosyal bağımlılıklara, kültürel ve geleneksel ilişkilere karşı daima eleştirel olmak, tahakküme varan her gelişmeye itiraz etmek, köleleştirmeyi ifade eden her dayatmaya isyan etmek, Hakkı ve hakikati her koşulda savunmak, insanı düşkünleştiren ve yozlaştıran her alışkanlığa karşı çıkmak kısaca özgürleşme çabasıdır. Böyle bir karakteri, ruhu, niyeti, seçimi veya kaygısı olmayan herkes köledir.”
*EYYÜP AKYÜZ ‘KARŞI SORULAR’ SORDU:
“Hicret, bir zaman algısı oluşturması anlamında Müslüman vaktinin Allah’ın iradesiyle buluşması olarak görülecekse bugünün zaman kurgusunda halimiz nicedir?”
Atasoy Müftüoğlu, Rasim Özdenören, Mustafa  İslamoğlu, Hüseyin K. Ece, Nureddin Yıldız, Hüseyin Bayçöl, Abdullah Yıldız, Yıldız Ramazanoğlu, Nihat Nasır, Talha Hakan Alp  söyledi.

 Sayfalar:   1  2  3  4  5 » ...  Sonuncu »