Yolcu Dergisi » Heybe

HEYBE 44

Heybe by Ömer İdris Akdin yorum yok »

Besmele… Hamdele… Salvele…
Mektup geliyor… Mektuplar geliyor… Tek tük de olsa ara sıra da olsa mektuplar geliyor. Sizden bir buğu sizden bir koku geliyor. Sıcak dirhem dirhem içimize işliyor. Evet havalar sıcak, yaz ayı, buram buram terliyoruz. Ama bu sıcak başka sıcak… Sizin sıcaklığınız öyle bir evriliyor ki, kalbimize düşerken serinlik kaplıyor her yanımızı… Allah’a hamdediyoruz…Allah bizi seviyor biliyoruz… Her sabah ve günü devirdiğimiz her gece hissediyoruz Rabbimiz elimizden tutuyor… Gönlümüz ışıldıyor. “Aklımıza geliyorsunuz her daim ama yüreğimizden çıkmış değilsiniz…” diyor Canan Çakır Bursa’dan. Göneniyoruz tabi. Her sevgi, her özlem yüreğimizi büyütüyor. Biz sizinle güzeliz dostlarımız. Ustamız pirimiz Ahmet Usta geliyor aklımıza… Bu ne tutkudur ya Rabbi, tekmil okur duruşa geçti kaç zamandır ille de Usta’yı Heybesi’ni isteriz, diye. Sevgili yolcularımız Ahmet Usta’nın da gözünde tütüyorsunuz bunu bilin. Ta Ankara’dan öyle bir ah çekti ki gelip yüreğimize oturdu. En yakın zamanda harekete geçirilecek Usta’mız. Şimdilik yayın yönetmeninizin yazdığı bu Heybe ile idare edeceksiniz. Yine Bursa’dan mektubunu ‘Dervişin kaderine kan şarâbı düştü Yolcum! Kadeh-i yâr içimde.Suskunluğum seyyah oldu özümde. O izin verirse, bundan böyle sana yazışlarım al satırlar olacak. Al sadrımı aşkına tak Yolcum…’ diye sonlandıran Fatıma Zehra Merinos’un, şu sözlerle giriyor menzile”Ağlamaklı yüzüm olur musun Yolcum; ağında cân bulacak bu balık. Çırpına çırpına varınca bana, bu cân kafesi çatlayacak Yolcum. Küfüme gül sürülecek değil mi? Tâze baharların tomurcuğunda tohumlanacak kış. Hangi meleğin ellerindesin Yolcum? Bir daha gelir misin? Kar beyazı yalnızlığını umut diye bırakarak, lâ’ ma civanmert yarınlar açarak… Uzaklara bile bakamayan gözlerimi kaldırır mısın yerden? Ağlara, sütunlara, duvarlara çarpıyorum. Yokluğun soğuk bir haber gibi kesiyor rûhumun kurdelasını. Geçişi imzalıyorum, içim kutup donuğu… Küçücük değneğine dayanmış küçük bir kız çocuğu seni soruyor, bir yerde kaybettiği belli. Bu kadar hızlı gidilir mi ki Yolcum, izini karıştırıyorum. Kendi izimden cesâreti yontuyorum, kıymık kıymık sen…”  Eyvallah Fatıma biz sustuk dillerimiz sen oldun. Bir Kudüs kartpostalının yanına üç denemesine ekleyerek göndermiş Hümeyra Mehtap Mert kardeşimiz İstanbul’dan. Parmak Ucu Etik isimli denemesinde ” Adını sen koyduğum bir şiir olsan … kana kana yudumlanan bir yakamoz olsan … kalanların ardında bir türkü de ben olacağım …” gibi tek başına kaldıklarında iyi bir giriş ya da son olabilecek ya da dik durabilecek cümlelerin bir birlerine eklendiklerinde tam bir bütünsellik içermediğini görüyoruz. Hümeyra kardeşimiz, duygu yoğunluğunuz bir metin oluşturulmasına yetmeyebilir. Bir konu edin o konunun izinden gidin. Bir denemede her şeyi anlatmaya çalışmayın. Bir de kısa cümlelerle kısa metinler üzerinde çalışın. Bir işçi gibi çalışın. Bakın nasıl güzel olacak. Bu bağlamda “Son Harfim Kaldı” isimli öykünüz daha başarılı sayılabilir. Bir de bu gönderilerinizde yani ürün gönderilerinizde mail yolunu tercih ederseniz üzerinde çalışmamız ve size dönmemiz daha kolay olacaktır. Kudüs düşü kalbinizi bırakmasın emi? Malatya İnönü Üniversitesi’nden Burak Özpolat, ” Çölde susuz kalmış bir yolcuyum ben… Beni yalnız bırakmayın…” diyor. Eyvallah Burak, unutma ki hepimiz yolcuyuz. Kalbine bak bizi hisset emi? Kırşehir Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü sakini sevgili Ü. Gülsüm Yüksel, Kırşehir Uç beyimiz, Hocası İsmail Kasap’ın  selamlarını iletiyor. Ve aleyküm selam… “Mış… Miş” adını verdiği denemesiyle gelmiş heybemize. Sevgili Ü. Gülsüm, çalışmalarını İsmail hocayla birlikte değerlendirerek yaparsan daha iyi sonuç alabilirsin. Yine Kırşehir/ Kaman Cezaevinin mukimi Hasan Sağır dostumuz, istekleriniz gereği yapılmak üzere kaydedildi. En kısa zamanda halledilecek. Allah sabırlar versin. Nazmiye Soyoğlu, Ankara/Çankaya’dan katılmış yürüyüşümüze…  Bizimle birlikte yürümek istediğini ve ürünlerini değerlendirmemizi istemiş. “Kadın yaralı bir öyküyü taşıyordu sırtında…” gibi cümlelerin güzel ama yazında genel bir kurgu eksikliği var. Arabesk bir tarz hakim. Lütfen cümlelerini seçerek kullan.. Cümle israfı yapma.  Anlatmak isteğini damıtarak anlatmaya çalış. Yine dediğimiz gibi çalışmalarınızı lütfen mail yoluyla ulaştır. Sağlıcakla kalın. ‘82 Urfa doğumlu olup, 17 yıldır Aydın/Didim’de oturan Maide Bingöl, edebiyatla yakından ilgilendiği belirterek bize iki şiir çalışmazsını göndermiş. Sevgili Maide, sana dememiz o ki daha çok kısa deneme üzerinde çalışsan daha başarılı olabilirsin. Bir de sistemli bir okumaya yönelmende fayda var.  Ya da en iyisi bir süre iyi okumalar yapmaya devam et. Bir okuma üslubu için kardeş sitemiz www.okumayeri.net’i takip edebilirsin internetten. Adıyaman/ Gerger’den Gökhan Serter bir şiiriyle gelmiş bize. Sevgili Gökhan, daha detaylı değerlendirmeler yapabilmemiz için bir dosya halinde şiirlerinizi gönderirseniz daha iyi bir sonuç elde edebiliriz. “Sürgü düştü sözüme” isimli çalışmanıza gelince ” elleri kınalı gelin sessizliğinde gece” bak bu iyi imge. Lakin çok uzun yazıyorsunuz. Daha da damıtın cümlelerinizi… Yüksek sesle okuyun yazdıktan sonra. Bakın bakalım nerelerde tutukluk yapıyor söz.  Çalışmalarını bekliyoruz. Üstadımız Atasoy (Müftüoğlu) ağabeyimiz, yeni adres değişikliğiniz kaydedilmiştir. Gereği yapılacaktır. Malatya’dan sevgili İsmail Söylemez, “İtaki”nin yolunu sürdürmesine seviniyoruz ve elimizden geldiğince de destekleriz. Kal sağlıcakla (İtaki dergisi’nin 2. sayısı çok sıkı gelmiş aramıza…duyrulur…bulunsun okunsun). Gebze’den sevgili Muhammed Faruk Arslan! Aynı zamanda dergimizin oradaki sesi nefesi… Kitabını aldık… elden ele dolaştığı için bir türlü bulup tanıtamadık… “Tarifsiz Aşkın Tarifi” isimli ve içinde kısa denemeler olan çalışman için tebriklerimizi iletiyoruz. Ne güzel bir başlık koymuşsun kitabına… Hayırlara vesile olması dileğimizle esen kal emi ( Muhammed Faruk arslan’ın yeni bir kitap çalışması içinde olduğu duyulmuştur… takip edile…).
Sevgili yolcu dostları, buradan beyan edelim ki yeryüzünde olan bitenden yeryüzü bile utanç duyuyor. Örneğin Pakistan’da, hem de İslam Devleti formunun işlediği Pakistan’da Lâl Mescidi’nde olanlar yüzümüzü kızarttı. İlim tahsili yapan öğrencilere Amerikan destekli cunta hükümeti kurşun yağdırdı. Filistin’de Dünya sisteminin dayattığı çözümü reddeden milyonlarca insan Gazze bölgesinde açlık, sefalet ve ağır hastalığın pençesinde uygar dünyanın seyirliğine terk edildi. Irak topraklarımızda olanlar hepinizin malumu… Enformatizmin yoğun baskısı altında vicdanları, bakışları, refleksleri sağırlaştırılan insanlık, Irak’ta olup biteni duygudan ve düşünceden arındırılmış bir vicdanla izliyor. Her gün yüzlerce insanın öldürülmesi olağanlaştırılarak servis ediliyor. Elbetteki Çeçenistan: kalbimizin kaf dağı… Ve burada bizler tüm bu olanların ne anlam ifade ettiğini düşünmeden yaşıyoruz…Yüreğimize gelip oturan ve her geçen gün daha da ağırlaşan bu hali sizinle paylaşmak istedik..
Bu heybelik de bu kadar… Selam ile, selam içinde, selam duruşunda kalın… Güzel kalın…

Notlar:
1. Kaçak Çay, Ankara merkezli edebiyat dergisi… 3. sayısını Rasim Özdenören Bey’e armağan etmiş.. Sıkı bir dergi… kacakcaydergisi@gmail.com ‘dan ulaşabilirsiniz..
2. 14. sayısını bize ulaştıran Genç Kardelen dergisi ilim, sanat, kültür bağlamından yayın yapıyor. Bu sayısında sevgili Selçuk Küpçük ile bir söyleşi de derginin sayfaları arasında… Niğde’den heybemize konuk olan derginiz telefonu (388) 213 00 03.
3. SU! Güzel bir tarzda. Güzel bir edebiyat dergisi. ” su, söz kadar azizdir ve hayat verme konusunda da söz ile su eş değerdir.” Diyor mukadimesinde. Biz de  telefonunu vererek amenna diyoruz: Ahmet Doğru, 0 505 2256063
4. “Beş vakit ölü” bir Mustafa Köneçoığlu şiiridir. 43. sayımızda 3. sayfamızda isimsiz olarak yayınlandı.
5. Kent Kültürü, Yolcu Dergisi’nin Samsun için hazırladığı klas bir dergi. Doğumu güzel oldu, gençliğini mahallemizde geçirdi ve şimdi olgunluk demlerinde ayrı bir yayın olarak hayatını sürdürüyor. İrtibat için, 0 362 233 18 33
6.  Sanal alemin dört atlısı yoluna devam ediyor:
www.yolcudergisi.com
www.yenilgi.com
www.birkitapdiriliyor.com
www.okumayeri.net
Çorum’dan M. Fatih Çelik, Afyon’dan Fatma Durgu, Elaziz’den Ayşe Eyyüpkoca ve Eda Aktaş, Ankara’dan  Handegül Koçak Bitlis’ten Ahmet Birinci, ve diğerleri… teşekkürler…

HEYBE 39!

Heybe, Makale by Ömer İdris Akdin yorum yok »

Besmele… Hamdele… Salvele…
Bu günler Allah’ın günleri…Her günler Allah’ın günleri… Denildi ki bu derginin okurla buluştuğu gizil bir ruhu vardı. Bu ruh geri getirilsin. Ellerimizi uzattığımızda tutacak, saracak birileri olsun. Birbirimizin güneşi olduğumuzu bilelim, yolumuz aydınlansın. Birbirimizin yağmuru olduğunu bilelim, aynı rahmetin altında serinleyelim. Amenna! Birbirimize ne kadar düşkün olduğumuzu her yolcu dostu bilir. Çünkü bu dergi yoldakilerin dergisidir. Kavi bir yürüyüşle yürüdüğümüzde birbirimizin yüreklerine tutunmaktan başka çaremiz yoktur. Bu dergi her sayısında kutlu bir heyecanı, okurlarından gelen duaların rüzgârını yanı başına alarak çıkar. Bir birimizden başka sığınacağımız kimimiz kimsemiz yoktur. Bu bağlamda kimselere de ihtiyaç duymayız. Ses verdiğimizde biliriz ki, Hakkari’de küçük bir kız çocuğu muhatabımız olmuşsa, narin bir gülümsemeyle karşılar bizi. Ya da Diyar-ı bekr’de buruk ve bunalmış bir yüreğe nahif bir çiğ tanesi olur düşeriz. Veya Antalya’nın/ İskenderun’un arka mahallelerinde bir gencin billur bakışında sevimli bir temenniye dönüşürüz.
Yüreğimize yol düşmüşse ve bu bir kader olmuşsa çaresiz gidilecek dedik, yola düştük. Yol önümüze düştü ve bizi doğunun kalbine doğru yola çıkardı. Mezepotomya’nın uçsuz bucaksız topraklarında yol aldı yolcu. Dünya kurulalı beri bütün zamanların kıblesidir bu topraklar. Acının, merhametin, onurlu ve vakarlı bir duruşun insan suretine yansıdığı kadim topraklar… Rahmet ve bereket bu toprakların süreği olageldi her zaman. Bunun içindi ki şeytanın ve şeytanlaşmışların bu topraklar üzerinde her zaman çok yönlü hesapları olagelmiştir. Kuzeyden güneye doğru uzanan iki hayat kaynağı, Asi Fırat ve Sükûnet ehli Dicle buranın insanı için her zaman ‘ikinin ikincisi’ gibi yarendir. Dicle ne kadar derinden akarsa, Fırat asidir, isyana tetik durur. Biz üç kişi, üç kişiden ikisi Bekir Konyalı ve Dinçer Ateş dostlar muallim edasıyla şunları düşmüş heybelerine; Devamını oku »