MAHŞERİN ÜÇ ATLISI

Deneme, Öykü by Bekir Konyalı 3 yorum »

MAHŞERİN ÜÇ ATLISI

Övmeyi seçti. Kısa sürede sevdi. Zamanla bildi.

Sabah erkendi. Yoldan geldi. Odasına geçti. Sözcükleri çoktu, cümlesi yoktu. Yüreği bulaşık, aklı karışıktı. Kalın dudakları, büyük bir ağzı, uzun dili vardı. Yüzü yoktu. Pazarlamacıydı. Uyudu, uyanmadı, öyküsü bulunmadı. İnsanlar tuhaftı, şaşkın şaşkın bakınıyorlardı. Eksikliği hissediyor, adını koyamıyorlardı. Bu yüzden şaşkınlardı, bu yüzden tuhaflardı. Evden çıkarken bir şeyleri unuttuğunuzu hissettiğiniz halde unutulanı hatırlayamamak gibi bir duyguydu yüze vuran. Gergindiler biraz da somurtkan. Önce “Allah Allah!” dediler kafalarını eğerken, parmakları saç diplerini ellerken. Sonra “ Hayırdır inşallah!” dediler yaşamaya devam ettiler.

Bir seni vardı. Yüzlerde güller açtırırdı. Kendine dikeni kaldı. Devamını oku »

YAŞAMAK NE GÜZEL ŞEY!

Deneme by Dinçer Ateş yorum yok »

Neden özellikle harabelerin, ezilmiş insanların, yaşlı yüzlerin ve yaşlı gözlerin fotoğrafı çekiliyor, şiirlere onulmaz acılar katılıyor, işin içine sanatın girdiği her yer viranelere yöneliyor?..

Mutluluğun resmi çizilmiyor, huzurun şiiri yazılmıyor, kahkahalar müziğe tiksinti veriyor?..

Yolcu neden pırıl pırıl gökdelenlerin olduğu resimleri yayınlamıyor, Peygamber inzivaya, Galip dede İstanbul’un göbeğinde Mevlevihane’ye çekiliyor, Fuzuli dağlara meylediyor, Haşim ancak geceleri aydınlanıyor, Atay şaheser olarak “Tutunamayanları” yazıyor, Mustafa Abi hangi buhranın pençesinde kıvranarak şiire dadanıyor, Sokrat evinden kovuluyor, Bodler hâla annesini arıyor, Niçe acısını yüceltiyor?..

Oturduğumuz lüks salonlardayken kalbimiz o köhne bekâr odalarının hatırasına kaçıyor, jakarlı yüzler şehvete, mazlum yüzler vicdana kayıyor?.. Anadolu’da modernleşme neden lağım kokuyor, burnumuz o yapay parfümleri yabacılaştırıyor, çocukluğumuzun içtenlik dolu tezek kokuları özleniyor?.. Devamını oku »

KUYU NOTLARI

Deneme by Ayşe Eyyüpkoca yorum yok »

1.

iştahla yudumladığım demli, şekersiz, çayım yarım kaldı vay beni!.. başımdan aşağı bir kudurgan sancı. kara entarisi üstünde göğün, vay beni şiirim yarım kaldı!.. kaldı mı şiirim yarım.. olmadık bir kafkas soğuğu, kim bilirdi ya akasyalar kurudu.

kuytu bir köşede kim derdi ay gülüm! cân yetim kaldı… kuyu yurdumsa, kuyuysa yurdum.. hakkımdır yağmur suları.. yıkarım ihtilal içre karayı ve akı..

akı ve karayı kavga gibi yoklarım.

işrak mı derdin..? yankısı vurmuş gibi hurûfa.. davran/ma kalp üstünde küheylan..!

ben gidemem, öfkeme kalmak yaraşır.. şimdi duydum.. daha şimdi.. yevm-i hurûc şiddeti..

Devamını oku »

PORTRE DENEMELERİ 2 “ALİ BULAÇ”

Deneme by Vedat Aydın yorum yok »

Nice insanlar vardır yaşadığı dünya misafirhanesinde adını hatırlayan çıkmaz. Dünyaya geliş gayesinden uzak bir hayat sürerek son nefeslerini verirler. Bir örümceğin korunaksız sığınağına girerek büyük bir gaflet içerisinde sürdürürler hayatlarını. Hayatları boyunca şeytanın adımlarını izledikleri için, zihinsel melekelerini tam olarak kullanamayıp, hakikatin izini süremezler. İnsanlara bir faydalarının olmadığı gibi, kendilerine de faydası dokunacak amel elde etmeden göçüp giderler ebedi âleme. “[Ve o Gün ona:] oku sicilini!” [denilecek,] “(çünkü) bugün kendi hesabını kendin çıkaracak durumdasın!” (İsra, 14) denildiği gün, artık iş işten geçmiş olacaktır.

Nice hayırlı ömür sürenler de vardır ki, hayatları boyunca insanların kalplerine filizler ekip yeşermeleriyle meşgul olur, Rahman’ın rızasına muvafık işler yaparlar. Onların durumu, “kökü sapasağlam, dalları göğe doğru uzanan güzel-diri bir ağaç gibidir.” (İbrahim, 24). İşte, ‘kökü sapasağlam, dalları göğe doğru uzanan güzel-diri bir ağaç’ gibi yükselen ümmetin medar-ı iftiharlarından birisi de Ali Bulaç’tır. O, ömrünü İslam’a adamış, bu uğurda gayret göstermiş mümtaz şahsiyetlerden biridir. Onun İslami ilimler, kelam, felsefe, sosyoloji, mantık, tasavvuf, antropoloji vb. disiplinlere ait derinlikli analizleri bir neslin yetişmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Devamını oku »

KEŞKE UZAK OLMASAYDI

Deneme by Mustafa Uçurum yorum yok »

Hep aynı şeyi yapardı, yine gelmedi. Tutkunu olduğum bir özlemle beklemelerim de boşa gitti ve yine gelmedi.

Vakit akşam, sis inmiş her yana. Hafif yağan yağmur saçlarımı bile ıslatmıyor. Yine de elimde olmadan sığınacak bir yer arama telaşındayım. Keşke diyorum, yağmur dinse de biraz daha beklesem, belki gelir.

Yabancı bir şehirde dolaşmak kadar beni rahatlatan bir başka şey yok. Çevremdeki mekanlar ve bütün insanlar benim için yabancı. İlgiyle baktığım şehrin sıradanlıklarına, benden başkasının ilgi göstermemesine aldırmıyorum. Her yanı bir çırpıda öğrenme gayretiyle ağır ağır adımlıyorum caddeyi.

Hayat hep kaldığı  yerden devam ediyor. Uzak adına ne varsa hep yanı başımda. Bir zamanlar geçiştirdiğim, önemsemediğim sıradanlıklara bile öyle hasretim ki. Yaşadığım şehrin en köhne sokakları bile gözümde tütüyor. Şimdi bu uzak diyarda ardımda kalan yerlere methiyeler düzmek de kâr etmiyor. Hele bir geçsin diyorum şu günler, hele bir geçsin… Devamını oku »