TOPRAK RENGİ HAYAT

Deneme, Öykü by Mustafa Uçurum yorum yok »

Uzaktan geldim, yoksul kentlerden. Soğuğa dirençli ellerim, acıya doymaz yüzüm vardı. Dayandığım çınar devrildiğinde, bir ışık düşecek damarıma gökten. Yol kenarlarında açmış başıboş çiçekler yollara salacak beni. Kuşlar başıma üşüşürken, ölü kadınların arasından geçip, kızların saçlarından dağılmış sarmaşıkları toplayacağım.

Bir meyvenin daldan düştüğünü ve bir sürüngenin koştuğunu görüp bilinmeyen  şehirlerin hayalini kuracağım. Bulamayınca aradığım mâbedi, yıkık şehirlerde rastladığım çocukluğuma sarılacak ve bir şehir ancak yıkıkken sevilir diyeceğim.

Onurumu alıp omuzlarıma, kuzeyden geldiğimi hatırlatıp yalnızlığıma, “kahretsin” diyeceğim; bir çiçek ancak çiçekken sevilir, ağaç meyvedeyken, çocuk gülerken. Devamını oku »

SAYIKLAMALAR

Deneme, Öykü by Mustafa Uçurum yorum yok »

Dar bir koridordaydı ve her gün biraz daha daralıyordu koridor. Bir penceresi olsaydı keşke, o zaman aldırmazdı dar gününde daralan koridorda sıkışıp kalmasına ama her şey bir yok oluştan ibaretti. Yetseydi gücü ve değiştirseydi yazgısını, “hep ben mi?” demeyi bıraksaydı dilinin ucundan; biterdi kaygısı ama hayat hep bir koşuşturmanın içindeydi ve yokuşu çıkmak yoruyordu insanı.

Bu merhem en çok bir yaraya yakışır, bu bakışlar esmer bir duruşa, yürüyüş acemi bir ceylana.

Eve girer girmez üzerine sokaktan yapışan bakışları elinin tersiyle itip, paltosunu babasının paltosunun yanına astı. Şimdi bir sokak daha kapandı, çıkmaz oldu. Bilseydi, yalandı, ürkekti; kahretsindi.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Önce televizyonu, radyoyu, kasetleri, kurulmamış düşlerini pencereden atarken; “gözlerimi asla” dedi, kapadı gözlerini, bir süre öylece dinledi sessizliği. Sonra karanlığın ürpertisini üzerinden atmak istercesine açıp gözlerini, “ışık” dedi; “ne olur karartma yolumu.” Karanlık bir yolda yürürken ve geçerken mezarların yanından, ürperten hafif bir rüzgar esiyorsa, korkulan; mezarlar değil, ölümün ayak sesidir. Duyulan küçük bir çıtırdı bile, her an arkadan dokunacak soğuk bir eli beklemeye yetecektir. Devamını oku »

SAKLADIĞIM ÇELİŞKİ

Deneme by Mustafa Uçurum yorum yok »

Saklanmalıyım.

Önce şu eski fotoğrafları kaldırmalı. Yerine, yeni ve gülen fotoğraflar koymalı. Geriye doğru yürümek, beni kendimden uzaklaştırıyor.

Biraz daha gizlemeliyim kendimi. Az kullanılan yollarda yürümeli, tenha sokakları seçmeli ve hep uzak köşelerde yerimi ayırmalıyım.

-         Öyle değil mi, seni yormuyor mu bu kalabalıklar?

-         Beni mi? Bilmem. Devamını oku »

PARÇALANMIŞ AYAK SESLERİ

Deneme by Mustafa Uçurum yorum yok »

Öfkeni dindirmelisin ve çıkmalısın yola. Yol vermez dağlar, aşılmaz öfkeyle. Yumruğunu ne kadar sıksan da önce kalbinde başlamalı yangın. Bu mevsime aldanma, her şey yerli yerinde olsa da, gün gelir; değişir her şey. Yağmur başlar, rüzgâr çıkar ansızın. Güneş çıkar habersizce dağların ardından. Önce, hazırlıklı olmalısın her şeye.

Böylesini istememiştim. Duyduklarımla gördüklerim arasında kalmadan en doğruya yönelmeliydim. Bu mevsim her şeyi değiştiriyor. Yükselen güneş, ısınan hava ve bunalan gündüzlerin ardından; serin bir akşam yürüyüşü rahatlatıyor bedenimi. Sanki gündüz, hiç ısınmamışız, güneş uğramamış buralara. Sıkıca sarılıyorum kendime. Ağır ağır, kendimi ısıtıyorum.

Her şey bir akşam üstü karanlığa doğru süzülen arabanın içindeki adamların dalgınlığıyla başladı. Havadan sudan konuştular. Rüzgârdan güneşten konuştular. Yoldan hiç konuşmadılar. Bir ara ok kadar hızlı geçti ki zaman değişiverdi tabiat. Daldıklarına inanmadılar. Dalgınlıkları o kadar sürdü ki, gözlerini açtıklarında, her yer yeşildi. Gök yeşil, yer yeşil, gözler yeşildi. Serin sular vardı yamaçlarda. Devamını oku »

KOĞUŞ KALK!

Deneme by Mustafa Uçurum yorum yok »

Her şey bıraktığım gibi. Hiç gitmemişim, hep buralardaymışım da uzun bir uykuya yatmışım gibi. Duvarda 2000 yılını gösteren takvim ve üzerinde “Mataramda Tuzlu Su” şiiri. Uzun bir yılı bitirme gayretindeyken. okuduğum dizeler geliyor aklıma. “Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.” Bitmeyen yollara çıkarken ve ayrılırken evimden, hep bu şiir yanımdaydı. “Bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum” derken şair, ben de diyorum; sıyrılıyorum üzerimdeki eğretilikten.

Sokaklar yine sessiz, ıssız. Kimseler yok etrafta. Ne yapabilirim diye düşünebileceğim bir yalnızlık var her yanda. Evden çıkıp okula gitmek, okulda vakti bir su gibi harcamak ve cennetim dediğim evime varmak. Hiçbir değişiklik yok yaşantımda. Aynı renk, aynı rüzgâr, aynı yağmur. Evet yağmur. Hâlâ yağmurlar bırakmamış yakasını buraların. Durmadan, ağır ağır yağan bir yağmur var. Herkes alışmış bu ıslaklığa. Güneşin doğması ancak şaşırtıyor insanları.

Hayallerimin üzerini bir bir karalıyorum. Oysa üzerimdeki yeşil giysilerden sıyrılınca farklı olacaktı her şey. Sabah uyanmak, okula gitmek, dostlarla muhabbet ve yoğun okumalarım olacaktı. Hepsi bir hayalmiş, vakitsiz esen bir rüzgâr, aklımı karıştıran yalancı müjde, gözümü boyayan rüyaymış. Devamını oku »