ŞİMDİ NE OLACAK?

Deneme by Dinçer Ateş yorum yok »

Savaşçı, nihayet
kanlı kılıcıyla tepeye ulaştığında
kapıda şu yazıyordu:
” Kazananlar Giremez!”
D.A.

Kazanmak, ihtiras ve kör bağlılık ister. Viktori işaretleriyle, şarkıları, türküleri, sloganlarıyla bir tutkudur kazanmak…
Önce yolun belirleyicileri otururlar. Aralarında ateşli tartışmalar yaparlar, irili ufaklı farklılıklarıyla fraksiyonlara bölünürler. Artık birbirlerinin rakibidirler. Rekabet büyüdükçe düşmanlığa gebe kalır ve bütün rakipler düşmanlığı doğururken can verir. Kazanmak mevzu-u bahis olduğunda dostluk yalnızca düşmanımın düşmanı olanlara kalır. Aksi halde bu minval üzre direk bir dostluktan söz edilemez. Devamını oku »

MÜTEVAZİ BİR ENTELEKTÜEL: CİHAN AKTAŞ

Makale by Vedat Aydın yorum yok »

Seksen sonrası İslamcı düşüncenin asal sorunlarından birisi Müslüman kadının başörtüsüyle kamusal alanda temsil edilip edilemeyeceğiydi. Laikçi kesim ile İslamcı çevrelerin bir düzlemde buluşamadıkları bu sorun, pek çok sosyolojik araştırmaya konu olmuştur. Özellikle inançlarından dolayı başlarını örterek okumak isteyen Müslüman kızların yaşadıkları trajik durum, pek çok kitapta toplanmıştır. En temel insani hakları ellerinden alınan kızların içine sürüklendikleri sıkıntıların yol açtığı psikolojik travmalar, etkisini gelecek kuşaklar üzerinde de sürdürecek gibi gözüküyor. Bu süreci şu ya da bu şekilde yaşayan entelektüel kadın yazarlar, demokrasinin inkâra dönüştüğü bu mevzudaki ikiyüzlülüğe her zaman dikkat çekmişlerdir. Devamını oku »

NURİ HAKDİL “HER DAĞIN BİR DURUŞU VARDIR!”

Makale by Sıddık Akbayır 1 yorum »

1. Her ‘eylem’i bir rivâyet gibi anlatılan Nuri Pakdil’in  hangi şehirde, hangi otelde, hangi mekânda  yaşadığı pek bilinmez.  Uzun bir suskunluktan* sonra, soylu eylemine, ‘bilgi’den çok, ‘bilinç’ aktaran “Otel Gören Defterler”i  yazarak  ‘Sükût Sureti’nde devam eder.
2. Gerekli gördüğünde ‘geri çekilmeyi de bilen’ adamdır. Ricat anlamında değil, topluma biraz zaman tanıma anlamındadır bu ‘geri çekilme.’ Tıpkı Türkiye’ye ve yaşadığımız dönemlere ‘erken’ gelmiş diğer ‘adamlar’ gibi.  Onların söylediklerini, anlattıklarını toplum biraz hazmetsin, birazını bari anlasın, birazını algılasın, kafasında, gönlünde dolaştırsın diye, bu ‘adam’lar uzun molalar verirler kendilerine, sonra yeniden yola koyulurlar, simurg olurlar, ‘Kaygususz Abdal’ olurlar. Az olmanın ağırlığını yüklenir, çilesini çekerler, çoğunluğun ruhu duymaz.
İtalyan Türkolog Prof. Anna Masala Pakdil için 1970′li yıllarda şöyle der: “İnsanlar Pakdil’i ikibin yılından sonra anlayacaktır.” 1
3. Kültürel bağlamda  erozyonun hızlandığı bir dönemde geri çekilmeyi tek doğru çözüm saymış seyrek ermişlerden biri2    olan Nuri Pakdil, Doğu” diye inleyecek kadar Doğu tutkunudur; ancak Batı’ya da sonuna kadar açıktır. Paris’ten yeni geldiğini belirten bir dostunu “Paris’i gören göz öpülmez mi?” diye karşıladığı söylenir. Herkesin 15 dakikalığına şöhret olduğu şu tuhaf dünyada, 70′ini aştığı halde bugüne kadar ne bir gazeteye, dergiye röportaj verir, ne de herhangi bir televizyon programına çıkar.
Hakiki bir münzevidir. Bekârlığı kendisine yakıştıran becerikli seçkin insanlardan biridir.
Bazen Ankara’da Kuğulu Park’ta kuşlara yem atarken görüldüğü,3    paradan tiksindiği için para taşımadığı, taşımak zorunda kaldığında da paraya dokunmadığı; Felluce  bombalanırken de sessizce ağladığı rivayet edilir. Devamını oku »

HERKES DEĞİLSİN!

Şiir by Ömer İdris Akdin 1 yorum »

Bir vicdan ayaklanmasına doğru genişlerse kalbin/ şiir gibi yürürse ince ve narin…
Anla ki herkes değilsin!

Gel sevgilim biraz  soluklanalım. Çok düştük biraz soluklanalım.
Maviye çalan bir çocuk geçsin gözlerimizden. Kara bir günü daha ifşa ettik mavilenelim.
Bir geceye daha  sızdığımızın resmidir bu, bir karanlığı daha patlattığımızın.
Çok sesli bir koro oratoryomuzu yapsın.
Cümlelerin arasından sızıp  bulanık bir ırmakta sır olalım.

/ Son virdine yataklık yapacağımız bir derviş bulalım. Çıtı pıtı bir kente, tedavülden kalkmış  ağır nefeslerle girelim. Ve  kenarı çentikli bir bilboardın  tam ortasında bağdaş kuralım.
Gel sevgilim, kapısı çalınmamış evleri, yüzüne bakılmayan yetimleri hırkamızın altında, yüreğimizin boşluğunda saklayalım. / Devamını oku »

 Sayfalar:  « 1  2  3  4  5