YOLCU’NUN 89. YÜRÜYÜŞÜ: “KİTABA, ÇAYA VE ZEYTİNE YEMİNLE…”

Bu sayımızda by Yolcu Dergisi yorum yok »

yolcu-89-kapak

Kervandakiler:

*ömer idris akdin *mustafa Karaosmanoğlu *şevket hüner *mustafa uçurum *şükran kara *aziz savaş *abdullah çevik *akif dut *rıza kemal g. *ömer vural *faik öcal *necati atilla soykan *yıldırım beşkardeşler *ömür yaşar kondel *banu özbek *müştehir karakaya *lütfi bergen *yılmaz türker demirbaş *mehmet aycı *sueda kurt *bülent sönmez *aykağan yüce *sena Alper *mustafa everdi *hamza çelenk *mahmut coşkun *osman sevim *hikmet kızıl *merve can *davut güner *zahit hatem *bünyamin Doğruer *mehmet aktaş

*Ömer İdris Akdin Seyir Defteri’nde yazdı:

“Bugün milyonlarca insanı içine hapseden sosyal medya platformları, her kişiye özel dünyalar oluşturarak bir nevi muhatabının kendi cennetini kurmalarını sağlıyor. Biyometrik olarak algı, davranış, tutum ve refleksleri kodlanan her bir insan için kurgulanan yapay bir cennet. Burada rahatsız edici bir tavır yok. Yani siz nasıl bir haleti ruhiyede iseniz haber akışlarından tutun da reklamlara kadar önünüze aynı özellikte görüntüler geliyor ve bu yapılandırılmış bu gerçeklik içerisinde sanrıların kozasında yaşamaya başlıyorsunuz. “

*Selçuk Küpçük, Mecmuanın Orta Yeri’nde Nureddin Durman’ı konuşturdu:

“Nihayet 15 Temmuz 2016 gecesinde:  Ey gecenin mehtabına konmuş, Jetlerin helikopterlerin yaylım ateşine, karışan salâlar eşliğinde darbeye karşı çıkan bir halk olarak, tankların silahların karşısında duranların kahramanlık şiirleridir. Toplumcu, toparlayıcı, halkın hissiyatına tercüman olan şiirler toplamıdır: Özgürlük İçin Bir Şarkı”

Şevket Hüner, Son Morisko, Akif Emre’yi andı:

“Moriskolar yaptıkları eserlerin bir kenarına “La Galibe İllallah” imzasını atıyorlardı. Yani her türlü zorluğa rağmen ümit kesmedikleri Allah daima galip olandı. Bu da Müslümanların verdikleri eserlerle İslam’ın izzetini yaşatmak zorunda oldukları ana fikrini canlı tutuyordu. Çünkü bir eserin hangi medeniyete ait olduğu, onu yapanın tasavvuruna, estetik anlayışı ve emeğine bağlıdır. Akif Emre’nin eserlerinde de bu imza ayan beyan görülür.”

Banu Özbek “The Party” filmini inceledi:

“Ne kadar uzun ve karmaşıksa da, her yazgı gerçekte tek bir an içerir; insanın kim olduğunu anladığı an.” der Borges. Pekâlâ tersi de geçerlidir; insanın kim olmadığını anladığı an.

*Lütfi Bergen, Evlilik Müessesesi üzerine çalıştı:

“Nikâhlanan karı-koca, kendilerini geçmiş tüm Resullerin sünnetine bağlamış olur. Kadının erkeğine, kocanın karısına bakışı, tebessümü, latifesi, yumuşak sözü, bir bardak su getirmesi sadaka olur. Nikâh ile birbirine bağlanan bu kadın ve erkek sözlerine sadık kaldıkları sürece cihatlarını yükseltir, sadakalarını arttırırlar. Sıdk üzere yaşadıkları ve hallerini bozmadıkça sıddîk sayılırlar.”

*Mustafa Everdi, ‘Köye Geri Dönüş Ütopyası’nın üzerinde durdu:

“Yoksulluk moral değer olarak devlet tarafından sürekli anlatılsa da, zenginliğin ayırdına vardılar, sahip oldukları bırakıp gidilecek gibi değil artık. Şehre ve metropole yerleşip kamu bütçesindeki hisselerini artırmakla meşguller bugünlerde.”

*Osman Sevim Aliya’nın portresini çizdi:

‘’Allah’ım, olması gereken yerin uzağında yaşayan bu talihsiz ve yalnız halkıma yardım et!’’ diye sık sık dua eden liderdir. O, halkına ‘babalık’ yaptığı için Bosnalının ‘’Babo’’sudur.”

YOLCU’NUN 88. YÜRÜYÜŞÜ:

Bu sayımızda by Yolcu Dergisi yorum yok »

yolcu-88-kapak
KERVANDAKİLER:
*ömer idris akdin *nureddin durman *m. varol Öztürk *adem turan *bülent sönmez
*mehmet aycı *m. varol Öztürk *faik öcal *hikmet kızıl *banu özbek *mediha taş *mustafa everdi *rıza kemal g. *ömer vural *suavi kemal yazgıç *bilal can *sena alper *gülçin yağmur Akbulut *lütfi bergen *veysel tepeli *mustafa uçurum *müştehir karakaya *ferhat özbadem *şevket hüner *merve can *necati atilla soykan *fatma serenli *aydın uzkan *hamza çelenk *murat tartuk *fatma zehra gündüz *davut güner *aykağan yüce *aydın hız *yıldırım beşkardeş *fatma küçüker yaşar *nihat ilhan *aziz savaş *bünyamin Doğruer
*f. sueda kurt *ali bedir *mehmet aktaş

*ÖMER İDRİS AKDİN, SEYİR DEFTERİ’Nİ YAZDI:
“Genlerimizin dönüştürülmesinden tutun da alışkanlıklarımızın oluşturulması ve aklımızın yönlendirilmesine kadar; ürettiği her materyal ile sanal, psikolojik ve biyolojik bir işgali ustaca yürütebilen; kendini ‘büyük akıl’ olarak zımnen dünya halklarına kabul ettiren Amerika, yalnızca Amerika mıdır? Peki bütün bunların farkına varılmasına işaret etmeyen din, sahih bir din olabilir mi? Sonra; televizyondan huşu içinde ulu hoca ve profesörler tarafından verilen dini telkinlerin Muppet Show kadar neden etkisi yok? Bu kurbağa dini, İslam’ı temsil edebilir mi?”

*METİN ACIPAYAM, GÖKHAN AKÇİÇEK ÜZERİNE YAZDI, SÖYLEŞTİ;
“Modern hayat büyüğün dünyasından şiiri kovmaya yelteniyor. Şiirin yüzyıllardır biriktirdiği hassasiyetleri unutmaya ve göz ardı etmeye razı olan bir insan tipi oluşuyor artık. Bu tipleri uzaklarda aramayalım lütfen. Hepsini tanıyoruz, biliyoruz. Bizim mahallede oturuyorlar, hatta en yakınlarımız onlar. Çocukları, bu tablonun dışına çıkmaya daha meyilli görüyorum.”

*BÜLENT SÖNMEZ, YENİ TANRI-İNSANLARA DEĞİNDİ:
“Kötü bilinen şeyleri yapanlara “insan değil!” türünden ifadelerle tepki koyarız. Bu bizim insan derken bir türden çok, ahlaki bir varlıktan bahsediyor oluşumuzun ifadesidir.”

*BANU ÖZBEK, THE LOBSTER FİLMİ ÜZERİNDEN YORGOS LANTHİMOS SİNEMASINI İNCELEDİ:
“İnsan, avını okşayan avcı gibi. Hem mahvını hızlandırıyor -hayatını anlamdan yoksunlaştırarak ya da yoksunlaştırılmasına göz yumarak- hem de mahvolmuşluğuna ağıt yakıyor. Sınırsızlığın, hadsizliğin en üst noktası acz sınırına çarpıyor. Eğer kendine bir adım atarsa beşer olarak başladığı yolculuğunu insan olarak sürdürecek. Ama bu sefer kibirle değil tevazuyla. Zalimce değil merhametle.”

*LÜTFİ BERGEN HOMO SAPİENS ÜZERİNDEN BON DÖNEM TARTIŞMALARINA KATILDI:
“Günümüzde ise ‘veri’, makinaların yerini almak üzeredir. Eğer bu gerçekleşirse insanlık sınıflara değil türlere ayrılacaktır.”

*ŞEVKET HÜNER, SİNEK KOVUCULARIN CAİZLİĞİ ÜZERİNE SES VERDİ:
“Bundan 21 gün sonra Avustralya’dan bir kargo aldık. Koliyi açtığımızda içinde sinek kovucuya ait bir trafo ve yanında şöyle bir not vardı; “İslami hassasiyetinize uygun yaptığım çalışmada trafoya yeni bir elektronik devre tasarladım. Bu trafo sineği yakmıyor şoklayarak hazneye düşmesini sağlıyor.”

*VEYSEL TEPELİ ÇEKTİĞİ FOTOĞRAFLARIN ÖYKÜLERİNİ YAZDI:
“Çamaşır makinası yok, sıcak su yok, deterjan yok, temiz su bile yok ama yine de mutlu, yine de gülümsüyor.”

*AYDIN HIZ, AHMET BÜKE ÖYKÜCÜLÜĞÜNE DOKUNDU:
“Üslup sahibi bir yazar olarak, marjinal insanların yaşama tutunma ya da tutunamama hallerini konu edinmekte daha çok.”

*AZİZ SAVAŞ, USTA VE ÜSTAD ÜZERİNE YOĞUNLAŞTI:
“usta ve üstatlar, zaman ve mekan planında her biri bir mesleğin zirvesinde duran, istikamet belirleyen, maya çalan, terbiye eden öncüler, veliler ve mürşitlerdir.”

*ALİ BEDİR, MODERN DÜNYA REHBERİNİ OKUDU-YAZDI:
“Yazar okuyucuya modern dünyanın mahiyetini ve dine karşı yaklaşımlarını kronolojik bir süreç içerisinde nasıl değişimler yaşadığını bilginler ve akımlar üzerinden anlatıyor.”

Bilgi ve abonelik için: www.yolcu.dergisi.com

YOLCU’NUN 87. YÜRÜYÜŞÜ:

Bu sayımızda by Yolcu Dergisi yorum yok »

yolcu-sayi-87

“Ah bilmeyiz;
Nasıl bir vatandır özgürlük
Hiç tutsak olmadık!”

*KERVANDAKİLER:
*ömer idris akdin *zekai günal *selçuk küpçük *mustafa Karaosmanoğlu *bülent sönmez *mustafa uçurum *m. varol Öztürk *lütfi bergen *faik öcal *dinçer ateş *rıza kemal g. *şükran kara *banu özbek *erhan çamurcu *yılmaz türker demirbaş *bünyamin Doğruer *mustafa ışık *ümran yaka *davut güner *ömer vural *aykağan yüce *sıddık akbayır *necati atilla soykan *sultan alak *ömür yaşar kondel *ercan demirci *harun sönmez *mahmut yıldırım *sueda kurt *aziz savaş *hatice kendir *uğur cumaoğlu *feriha nur tekin

*ÖMER İDRİS AKDİN Seyir Defteri’nde “Meseleye Notlar” düştü.
“Dedim ki Derviş’e; Azizim filan-feşmekanlar sizin için ‘radikal’ diyor. Nedir bunun esası? Şöyle izah edeyim, dedi; Biz minare minaredir, gerekirse süngüdür, deriz. Onlar ise o minareyi nasıl çalsak da kılıfına uydursak, derler.”

*MECMUANIN ORTA YERİ’nde AHMET USTA, Murat SAYIMLAR’I konuşturdu:
“Allah’ın gönderdiği din; saf bilinç, bütüncül özgürlük, tam farkındalık, şükredicilik, özne olmak, etkinlik ve üretim hallerini ortaya çıkartır.”

*SELÇUK KÜPÇÜK, kişisel tarihi üzerinden Türkiye’yi okudu:
“40′lı yaşlarımı solukladığım şu günlerde bile sorularım ve eriştiğim cevaplarım nihayet bulmadı. Özellikle Türkiye’yi anlamaya yönelik çabamın hiç dinmediğini belirtmeliyim. Toplumsal katmanlar, dinsel gruplar ve etnik birikimlerden arabeske, Ahmet Kaya’dan ülkücülere, 90′lardaki faili meçhullerden İttihatçılara, Sezai Karakoç’tan Orhan Gencebay’a, gecekondulardan lüks sitelere, cemevlerinden Aczimendilere, 12 Eylül, 28 Şubatlardan derin devlete, İskilipli Atıf Efendi’den Mustafa Suphi’ye, Mevsimlik Fındık İşçilerinden F-16′ların yerli yazılımına kadar ülkeme dair her şeyi anlama çabam hiç sonlanmadı, sonlanmayacak…

*LÜTFİ BERGEN, Türk ailesinin değişim sürecini derinlemesine irdeledi:
“Türk toplumunda mahalle ve ailenin değişimi/ dönüşümü konusu için milat sayılacak tarih için 1980’i işaret edebiliriz. Bu tarih 1979’da İslâm coğrafyasında iki siyasal gelişmenin (İran ve Afganistan) hemen ardından gelen bir globalleşme atağının başlama yılı olarak da okunabilir.”

*BANU ÖZBEK, “Muhteşem Münazaracılar” filmi üzerine değerlendirmelerde bulundu:
“Günümüzün en büyük savaşımı bu yozlaşmaya karşı durabilmek. Dünya herkesleşmenin iyi bir şey olduğuna inanmamızı isteyen manipülatörlerle dolu… Tek kültür, benzer alışkanlıklar, zevkler, tüketim kalıpları, davranış biçimleri, yaşam standartları. Sömürgeciliğin, insanı tahakküm altına almanın daha soft, steril zihni komploları.”
*SIDDIK AKBAYIR, “İkindi Yazıları” efsanesini yazdı:
Bir derginin künyesi: “andırın postası’nın sanat eki / ayda bir yayımlanır / gönderilen yazılar yayımlansın yayımlanmasın istenildiğinde geri verilir / kitap dışında ilan kabul edilmez (ücretsizdir) / haberleşme: ikindi yazıları- yokuş sokak andırın / telefon: (77 19) 1739 - 17401 ikindi yazıları adı anılmadan alıntı yapılmaz / bu sayının ulaştığı okuyucu rakamı: 1969 / dizgi - baskı: sanat matbaası andırın / sayı: 121 / baskı tarihi: 1 eylül 1992”

*AZİZ SAVAŞ, “Göklerin Çektiği Kartal”ı yazdı:
““Sakarya Türküsü”, yeni kaderindi senin, önceden sezdiğin ve mısralara döktüğün ve 49 yıl boyunca harf harf, mısra mısra yüzünün derisine kazıdığın kaderindi; onu türkü yaptın diline.”

*FERİHA NUR TEKİN, Dursun Ali SAZKAYA ile yeni kitabı üzerine söyleşti:
“Henüz bıyıkları yeni terlemiş bir insanın hiç bilmediği bir ülkeye gidip orada yaşama tutunması hatta iş yeri sahibi olması ilk bakışta bir başarı öyküsü gibi gözükse de arkasında derin bir yarılma var. Yalnızsınız. Ailenizden uzaktasınız ve asla görüşemiyorsunuz. Sınırlar kapanıyor. Ülkenize dönemiyorsunuz.”