PORTRE DENEMELERİ 1 “ABDURRAHMAN ARSLAN”

Kategorilenmemiş by Vedat Aydın Yorum ekle

MODERN DÜNYADA HİKMETİ ARAYAN BİLGE

Hikmeti yitirdiğimiz zamanlarda yaşamaktayız. Bir el kalbimize pençesini geçirmiş, kirlerini boşaltmakla meşgul. Şeytan, tuzaklarını bin bir türlü ustalıkla ayaklarımızın altına seriyor. Dünya her türlü albenisi ile kalplerimizin en derinlerine nüfuz ediyor. Bu durum karşısında sersemleşiyor, istikametimizi kaybediyoruz.
Vakti ihya eden bereketli bir el özlüyoruz. Kaybettiğimiz hikmeti bize gösterecek, ruhumuza sekine olacak bir bakışa hasret kesilmişiz. Bu bir dost eli, okşadığında, şefkatin tesirini kalbimizin en derinlerinde hissedecek, huzur ve saadet ile dolacağız. Müşevveş hale gelen zihnimiz sükûnete erecek, İslam’ın esaslarıyla müstakim bir çizgide ilerleyeceğiz. Bu bir hayal değil; isteyeceğiz ve istediğimizi elde edeceğiz. Adım atacağız ve başaracağız.

Küfür ehli yüzyıllardır içi boşaltılmış, çağa hitap etmeyen bir İslam sunmaya çalışmaktadır. Modern insanın kolay aldanabileceği zayıf noktaları tespit edip oradan nüfuz etmeye çaba göstermektedirler. Çoğu zaman bunu İslam’ın önüne veya arkasına birtakım sıfatlar ekleyerek yapmaktadırlar. Bugün İslam Dünyasının içine düştüğü vaziyete bakarken büyük bir utanç duymamak mümkün değil. Kendi köklerinden uzaklaştıkça uzaklaşmış, geleceğini Batı’nın köhnemiş ve tefessüh etmiş medeniyetinde aramaya başlamıştır. Müslüman aydınların bir kısmı İslam’ı reforma tabi tutarak sanki İslam’ın artık modern dünyaya vereceği bir cevabı yokmuş gibi davranmaya çalışıyorlar.

Ancak, sayıları arzu edilen düzeyde olmasa da hamdolsun, İslam’ı asal boyutuyla ele alıp, hiç eskimeyen mesajını günümüz insanına ulaştırmak için büyük çaba gösteren âlimlerimiz, ilim adamlarımız, entelektüellerimiz, şairlerimiz ve fikir adamlarımız vardır. İslam’ın dünyevileştirilme çabalarına karşı, Kur’an ve Sünneti esas alarak sahih bir geleneğe yaslanarak büyük bir mücadele veren Abdurrahman Arslan bu fikir adamlarımızın başında gelmektedir. O, müntesibi olduğu İslam’a ait olmakla onu yüceltmiş olamayacağımızı, aksine ona ait olmakla kendimizin yüceleceğini hayatıyla gösteren nadir entelektüellerimizden birisidir. O, Edward Said gibi, entelektüelin faaliyetinin amacının insanın özgürlüğünü ve bilgisini artırmak olduğunu gösterdiği gibi, daha ileri adım atarak, kişiliği ile de sağlam bir ahlaki örneklik teşkil ediyor.

Samimi ve etkileyici bir sadelik ile karşısındakinde güven veriyor. Köklerimize bakmamızı, cevherin orada saklı olduğunu görmemizi sağlıyor. Fildişi kulelerinde ahkâm kesenlerin derinlikten mahrum sözlerini boşa çıkarıyor. Modern dünya mitinin maskesini indiriyor. İlerlemenin sahte yüzünü göstererek, arka planları deşifre ediyor. İktidarların borazanı haline gelmiş hayal kırıklığı üreten uzlaşmacı sözde aydınlara itibar etmiyor. Otorite sahiplerine hesapla gülücükler dağıtarak itibar görmeyi, okşanmayı ve taltif edilmeyi zillet kabul ederek, hakiki otorite olan Allah karşısında derin bir mahcubiyet ile kul olabilmenin erdemini gösteriyor.
Abdurrahman Arslan günümüzde yeterince okunmuş, anlaşılmış ve tanınmış değildir. Onun Modern Dünyada Müslümanlar adlı kitabı, Müslümanların bugün içinde bulundukları temel meseleleri tartışmakta, yol göstermektedir. Örneğin şu önemli tespitleri ondan okuyalım: “Müslümanlar bütün tarihleri boyunca hiç düşünmedikleri bir şeyi yapmaya kalkarak, mağlubiyetlerinin sebebini hep kendilerinde bulurken, bu kez başka yerde arayacaklardır. Ve ilk defa mağlubiyetin sebebini kendi dışlarında yani dinlerinde görecek; dinlerini tartışma konusu yaparak onu suçlayacaklardır. Bunun modernitenin ilk ve büyük sersemletici sonuçlarından biri olduğunu vurgulamak gerekmektedir. (Modern Dünyada Müslümanlar, sh. 20)

Abdurrahman Arslan, doksanlı yıllarda İslami düşünceye kattığı özgün çıkışla dikkatleri çekti. 1993 yılında Ali Bulaç ile birlikte Bilgi ve Hikmet Dergisini çıkardılar. Bu dergide önemli konular ele alındı. İslam düşüncesinin batı düşüncesi karşısındaki yenilgisini vurgulayanlara karşı, entelektüel birikimlerini ortaya koyarak felsefi ve mantıki delilleriyle bunun böyle olmadığını gösterdiler. Kitap-dergi formatında bir ilke imza atarak, pek çok ilim adamını bu zeminde buluşturdular. Bilgi ve Hikmet ve daha başka dergilerde yayınlanan yazılarının toplandığı bir başka kitap ise Yeni Bir Anlam Arayışı. Onun, İslam düşüncesine ait fikir ve yorumlarındaki sağlam itikadı, müdellel görüşleri ve izzetli bir duruşa sahip olması farklı bir düşünür olduğunu ortaya koyuyor.
Ebu Hanife’den Muhammed İkbal’e, İbn Haldun’dan S. Hüseyin Nasr’a, Sühreverdi’den Bediüzzaman’a, Muhyiddin Arabi’den Abdulkerim Süruş’a, Şah Veliyulallah’tan Abdurrahman Arslan’a… uzanan büyük ve mübarek bir mirasa sahibiz. Bu mirasın kıymetini bilmek mecburiyetindeyiz. Onlar yönümüzü aydınlatan yıldız hükmündedirler.

Oturduğunda dizi dizinize değen, bakarken gözlerinizin içine bakan, mütebessim çehresinde İslam ümmetinin derin çizgileriyle ışık saçan, modern dünyada hikmeti arayan bir bilge Abdurrahman Arslan.






Yorum Ekle