RÜYA

Öykü by Akif Çelik yorum yok »

Günler ve gecelerce süren düşüncelerinin ardından kararını vermişti. Yeni bir soluğu içerisinde barındıran tek şey yolculuktu. İnsanlardan uzak(ama hepsinden) bir yer aramaya koyuldu. Yöntem olarak saptadığı durum birilerine adres sorma şeklindeydi. Her karşılaştığı insana en yakın kasabanın yönünü soruyor; insanlar hangi yönü gösterdilerse tersi yöne doğru ilerliyordu. Böylelikle on dört gece ve on beş gün neredeyse durmaksızın ilerledi. Bir dağ eteğine varmıştı. Ağaçların altından ilerlemek zorunda kaldı ki yağmur yağıyordu. Neden sonra bir kulübeye rastladı ki okuduğu öykülerde de çok kulübeye rastlamıştı. İçeride yaşlı bir adam uzanıyordu, kapıyı çaldı, içeri girdi ve yatağın başına çömeldi. Adam konuşamıyordu fakat her halinden çok hasta olduğu belliydi. Kendisinden bir bardak su istedi, o da suyu uzattı. Daha suyun yarısını içemeden bardak elinden düştü ve yaşlı adam hayata gözlerini yumdu. Kulübeye, yaşlı adama ve ölümüne dair başka hiçbir bilgiye rastlamadı. Sanki adam ölmek için onun gelişini beklemişti. Kulübenin hemen arkasına gömdü adamı. İçeriyi kendisine göre düzenleyerek orada kalmaya başladı.

Devamını oku »

MÜTEŞABİH

Şiir by İbrahim Tökel 3 yorum »

İnsan müteşabih bir ayettir
Cinnet yazılı bütün sahifelerinde

Daha bir kaç gece önce
/Dönüp dönüp/
Pike yaparken kendime
Bana “hiçbir şey” oldu
Öyleyse ha ben
Ha aşk
Ha o dipsiz kuyu

Şair-sen
Bir kelime bul kendine
Sonra onu
Yalnızlığın sularında yuğ
Bir çocuk yap kendine
Yani bir kadın
Kadınlar kadınlar Allah’ın elleri
İnsan müteşabih bir ayet,
Secde: tanrı ile insanın öpüşme yeri

YÜREK YORULUNCA

Deneme by Ayşe Eyyüpkoca 7 yorum »

Tüm patavatsızlıklar yerin dibine girsin…

Hiçbir şey gönlümde büyüttüğüm kadar saf değil. Hiçbir şey senin kadar masum değil içimde ki çocuk. Kim demiş sadece dumanlı dağlara kar yağar diye. Tüm karlar gönlüme yağar asıl. Ardından buzullar oluşur eteklerimde. İlmek ilmek dokunur damarlarıma simsiyah sözcükler. Her kelime dağ olur gönlümde. Her kar tanesi bir aşk türküsü… Notaları yoktur bu türkünün. Bu türkünün notaları ikinci cemre düşende gönle, yeniden bestelenir.

‘’Aşk ebruli bir tebessümdür kalbime.’’

Sonrası mı ?

Koyu bir sessizlik.

Ardı sıra bir yıldız kayması…

Yürek patlaması.

Devamını oku »

ERBAİN

Şiir by Ayşe Eyyüpkoca yorum yok »

’’ canım öksüz bıraktı göğümden aktı cânım

ölümsüzlük tacını başına taktı cânım ’’

şimdi ben ucûbe bir hayatın kıvrımlarına tutunmuş sessizce ölürken,

her gece mayın döşeli uykular geçiyor benliğimden..

kâle değer korkular yaşıyorum.

toprağın yedi kat dibinde kalıyor düşlerim. ki gidişin hüzün deryası kalbimi sarsıyor..

delikli ve elim…

gurbete mi benzedi memleketim..? niye ki, kavuşmayı sayıklıyor dilim..

bu bir bekleyiş midir yoksa tükenmişlik mi?

uzaklardan duyulanlar doğru mu? yoksa benim mi olmadık masallara inanasım geliyor…

ah şu deli kalbim..!

ümmi aşk mı büyütüyor, yoksa bilgece mi seviyor?

kuşlarda mı yorulmuş ahrazım..,

neden ucu yanmış mektuplar gelmiyor…?

neden her şey bir parça ihanet kokuyor?

oysa erguvan renkli kalbine inanmasam hala… kim bilir hangi cinnetin eşiğinde soluklanacam.

konuşun erenler!

bu kaçıncı erbain çıkarışım.. bu kaçıncı devrilişi ereklerin…

Devamını oku »

GEÇİŞ ÜÇLEMESİ

Deneme, Şiir by Ayşe Eyyüpkoca yorum yok »

‘sen’

geçilecek her ne varsa önümde, geçmekteyim ortasından.. hazar, yedisu, iğdeler, nar çiçekleri, yediveren.. şehre sinen elma kokusu, en çokta portakal.. geçeceksem böyle, böyle delikan.. boynunu vurmalıyım fundamental imgelerin. mordan ve ötesinden bir simerenya kurmalıyım.. daha fazlasına yoktur gerek..! adım rüzgar. benim rüzgar; çatılar uçurmaktayım.. tuğladan, kerpiçten çatılar! dokunmaktayım şivekar bir gül zülfüne… ve fırtınadan sessizliğe.. bilemem, esersem ne yana eserim.. bakarsın yüzüne eserim.. eser de geçerim…

ne varsa geçilecek, bırakırım darmadağın..benden sen’e geçerim!

‘ben’

bir tahammülden geçmekteyim.. kırarım hoyratlığı, yıkarım pervasızlığı .. bir tahammülden geçmekteyim ey!.. içim dar, yer ve gök dar.. gönenmiş bir yarım yok.. aşk için; yoktan geçmekteyim, vardan, yârdan.. tanıdığım, tanımadığım.. duyduğum, duymadığım.. gördüğüm, görmediğim.. dokuduğum, dokunmadığım.. yediğim, yemediği.. her ne varsa kıyıda köşede hepsinden geçmekteyim.. benim aşk!..

benden, senden ve en çok da ondan geçmekteyim…! şafak vaktiydi bir kere.. bir kereydi.. her kereye bedeldi.. saçlarının kıvrımında tülden branda gördüm de züleyhanın.. bir katıksız elem.. ağır aksaktım.. ama yine de geçtim. ve neden sonra poyraza, uğultulu bir hâle döndüm.. ve bir vakit, kaç asır sonraydı bilemediğim, geçerken memleket/in üzerinden, bir gelin kalbi gördüm fanusta.. benzettim züleyhaya.. ah, nasılda duramadım..! bakamadım öyle doya doya.. o gün bugün, aristokrat bir geçişle geçtim her ne varsa, bir gelin kalbinden geçtikten sonra…!

‘o’

bir uçurumdan geçmekteyim.. diri kalmaya cesaretim yok! köpük köpük baldıran suyu içmeliyim.. ben; üçüncü!.. muğlak düş.. mutlak hezeyan.. korkuyu küle çevirdim hemen sonra.. kendi cesedime mektuplar yazdım.., bir veda mektubu havasında.. ironik travmalar geçirdim. ve böylece geç-tim uçurumdan…! bir geçişle, kendimden geçtim..