MÜTEŞABİH

Şiir by İbrahim Tökel 3 yorum »

İnsan müteşabih bir ayettir
Cinnet yazılı bütün sahifelerinde

Daha bir kaç gece önce
/Dönüp dönüp/
Pike yaparken kendime
Bana “hiçbir şey” oldu
Öyleyse ha ben
Ha aşk
Ha o dipsiz kuyu

Şair-sen
Bir kelime bul kendine
Sonra onu
Yalnızlığın sularında yuğ
Bir çocuk yap kendine
Yani bir kadın
Kadınlar kadınlar Allah’ın elleri
İnsan müteşabih bir ayet,
Secde: tanrı ile insanın öpüşme yeri

YÜREK YORULUNCA

Deneme by Ayşe Eyyüpkoca 7 yorum »

Tüm patavatsızlıklar yerin dibine girsin…

Hiçbir şey gönlümde büyüttüğüm kadar saf değil. Hiçbir şey senin kadar masum değil içimde ki çocuk. Kim demiş sadece dumanlı dağlara kar yağar diye. Tüm karlar gönlüme yağar asıl. Ardından buzullar oluşur eteklerimde. İlmek ilmek dokunur damarlarıma simsiyah sözcükler. Her kelime dağ olur gönlümde. Her kar tanesi bir aşk türküsü… Notaları yoktur bu türkünün. Bu türkünün notaları ikinci cemre düşende gönle, yeniden bestelenir.

‘’Aşk ebruli bir tebessümdür kalbime.’’

Sonrası mı ?

Koyu bir sessizlik.

Ardı sıra bir yıldız kayması…

Yürek patlaması.

Devamını oku »

ERBAİN

Şiir by Ayşe Eyyüpkoca yorum yok »

’’ canım öksüz bıraktı göğümden aktı cânım

ölümsüzlük tacını başına taktı cânım ’’

şimdi ben ucûbe bir hayatın kıvrımlarına tutunmuş sessizce ölürken,

her gece mayın döşeli uykular geçiyor benliğimden..

kâle değer korkular yaşıyorum.

toprağın yedi kat dibinde kalıyor düşlerim. ki gidişin hüzün deryası kalbimi sarsıyor..

delikli ve elim…

gurbete mi benzedi memleketim..? niye ki, kavuşmayı sayıklıyor dilim..

bu bir bekleyiş midir yoksa tükenmişlik mi?

uzaklardan duyulanlar doğru mu? yoksa benim mi olmadık masallara inanasım geliyor…

ah şu deli kalbim..!

ümmi aşk mı büyütüyor, yoksa bilgece mi seviyor?

kuşlarda mı yorulmuş ahrazım..,

neden ucu yanmış mektuplar gelmiyor…?

neden her şey bir parça ihanet kokuyor?

oysa erguvan renkli kalbine inanmasam hala… kim bilir hangi cinnetin eşiğinde soluklanacam.

konuşun erenler!

bu kaçıncı erbain çıkarışım.. bu kaçıncı devrilişi ereklerin…

Devamını oku »

GEÇİŞ ÜÇLEMESİ

Deneme, Şiir by Ayşe Eyyüpkoca yorum yok »

‘sen’

geçilecek her ne varsa önümde, geçmekteyim ortasından.. hazar, yedisu, iğdeler, nar çiçekleri, yediveren.. şehre sinen elma kokusu, en çokta portakal.. geçeceksem böyle, böyle delikan.. boynunu vurmalıyım fundamental imgelerin. mordan ve ötesinden bir simerenya kurmalıyım.. daha fazlasına yoktur gerek..! adım rüzgar. benim rüzgar; çatılar uçurmaktayım.. tuğladan, kerpiçten çatılar! dokunmaktayım şivekar bir gül zülfüne… ve fırtınadan sessizliğe.. bilemem, esersem ne yana eserim.. bakarsın yüzüne eserim.. eser de geçerim…

ne varsa geçilecek, bırakırım darmadağın..benden sen’e geçerim!

‘ben’

bir tahammülden geçmekteyim.. kırarım hoyratlığı, yıkarım pervasızlığı .. bir tahammülden geçmekteyim ey!.. içim dar, yer ve gök dar.. gönenmiş bir yarım yok.. aşk için; yoktan geçmekteyim, vardan, yârdan.. tanıdığım, tanımadığım.. duyduğum, duymadığım.. gördüğüm, görmediğim.. dokuduğum, dokunmadığım.. yediğim, yemediği.. her ne varsa kıyıda köşede hepsinden geçmekteyim.. benim aşk!..

benden, senden ve en çok da ondan geçmekteyim…! şafak vaktiydi bir kere.. bir kereydi.. her kereye bedeldi.. saçlarının kıvrımında tülden branda gördüm de züleyhanın.. bir katıksız elem.. ağır aksaktım.. ama yine de geçtim. ve neden sonra poyraza, uğultulu bir hâle döndüm.. ve bir vakit, kaç asır sonraydı bilemediğim, geçerken memleket/in üzerinden, bir gelin kalbi gördüm fanusta.. benzettim züleyhaya.. ah, nasılda duramadım..! bakamadım öyle doya doya.. o gün bugün, aristokrat bir geçişle geçtim her ne varsa, bir gelin kalbinden geçtikten sonra…!

‘o’

bir uçurumdan geçmekteyim.. diri kalmaya cesaretim yok! köpük köpük baldıran suyu içmeliyim.. ben; üçüncü!.. muğlak düş.. mutlak hezeyan.. korkuyu küle çevirdim hemen sonra.. kendi cesedime mektuplar yazdım.., bir veda mektubu havasında.. ironik travmalar geçirdim. ve böylece geç-tim uçurumdan…! bir geçişle, kendimden geçtim..

TARKOVSKİ’NİN DÜNYASI

Makale by Cem Gençoğlu yorum yok »

Rus asıllı yönetmen Tarkovski sinema anlayışını anlattığı “Mühürlenmiş Zaman” adlı kitabının başındaki şu ifadelerin bulunduğu bir mektuba yer veriyor; “Bu ne zevksizlik, ne saçmalık! Ne  iğrenç bir şey! Bence filminiz tam bir fiyasko!. Seyirciye biraz olsun yaklaşmıyor bile, oysa en önemli unsur seyirci değil midir.?”
Bir sanat adamının özellikle de popüler bir sanat olarak kabul edilen sinema sanatçısının zoruna gidebilecek en ağır eleştiriyi sanırım eleştirmen değil seyirci yapar.
Yapıtın anlam boyutunda seyircisi ile aynı noktalara ulaşamadığını hisseden yönetmen için film artık kopmuş demektir. Nitekim 1966 da çektiği filmi “Andrey Rubley”,  Rus film otoriteleri tarafından bir kaynak israfı, hatta halk için yapılması gereken bir sanatın Rusya’nın deforme unsurlarının portresini  ön plana çıkardığı iddiasıyla yasaklanmıştır. Sanatı hep bilmececilik ve elitistlikle suçlanmıştır. Filmlerinde alışıldık senaryo yerine uzun plan-sekansları tercih etmesi, popüler sinema anlayışının uzağında bir yer edinmesine neden olmuştur. “Ayna” ve “İvan’ın çocukluğu” filmi hariç tüm filmlerinde kurguyu reddetmiştir. Tarkovski’nin  sanat anlayışını özetleyen Engels’den yaptığı alıntı da onu  Rus otoriteleriyle barıştıramamıştır; “Sanatçı kendi görüşlerini ne kadar gizlerse  yarattığı sanat yapıtının değeri o kadar artar”
Devamını oku »